önce mini şikayetçilikleri bir paket yapıp sokakta terkettim.
şimdi de 197 parça çok işim varcılık mühimmatını bir torba içinde çöpe bıraktım.
yeraltında sakladığım bütün cephanemi bir panikle elden çıkardım.
artık darbe yok. artık akış var gibi.
yaşlanmak...
uzaktan hayretle seyredegeldiğim akademisyenlerden biri olmaya bir adım daha yaklaşmak.
first, i left the complainings, at some street, in a little package.
now, to a garbage can, i'm leaving 197 pieces of "i have too many things to do" type ammunition...
in a moment of panic, i threw away, all the subterranian munitions that i was in charge of.
no more coups. it's like there is flow.
getting old...
one more step, towards being one of those academicians, whom i had been watching with bewilderment...
busy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
busy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Şubat 2009 Çarşamba
31 Ocak 2009 Cumartesi
kucak dolusu | a lapful?
hayvan gibi iş var. eşşek gibi iş var. öküz gibi iş var. pis gibi iş var. salak gibi iş var. güzel gibi iş var. kapılmış gibi iş var. o kadar da kötü değil. sadece çok fazla.
bürokratik gibi, yaratıcı gibi, tatmin edici gibi, eğlenceli gibi ve bunun gibi; çok fazla iş.
i have too many things to do. i said too many. a donkey-scale, cow-scale, dirtylike, imbecilic, like nice, like dragged. not that bad. just too many.
like bureaucratic, creativelike, like satisfying, funlike, and like these; too much work.
bürokratik gibi, yaratıcı gibi, tatmin edici gibi, eğlenceli gibi ve bunun gibi; çok fazla iş.
i have too many things to do. i said too many. a donkey-scale, cow-scale, dirtylike, imbecilic, like nice, like dragged. not that bad. just too many.
like bureaucratic, creativelike, like satisfying, funlike, and like these; too much work.
yoğun ve cıvık | condensed, yet saucy
çok yoğunum (nokta) çok yoğunum (nokta) çok yoğunum (nokta) (bir milyon kere daha ve üçyüz yöndeki üçyüz kişiye hitaben)(teker teker)
ama yoğunlaşamıyorum (197 kere, önümdeki işe bakarak, kendime)
i am too busy (stop) i am too busy (stop) i am too busy (stop) (i repeat it a million times, adressing three hundred people on three hundred directions)(one by one)
but i can't concentrate (197 times, towards the work in front, adressing myself)
ama yoğunlaşamıyorum (197 kere, önümdeki işe bakarak, kendime)
i am too busy (stop) i am too busy (stop) i am too busy (stop) (i repeat it a million times, adressing three hundred people on three hundred directions)(one by one)
but i can't concentrate (197 times, towards the work in front, adressing myself)
neyle ilgili?
busy,
concentration,
iş,
konsantrasyon,
meşgul,
work
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)