6 Ekim 2010 Çarşamba

kılıçdaroğlu tez izlemeyi kaldıralım demiş tayyip de gel meclise konuşalım demiş, galiba, öyle olmuş..

tez izleme jürim benden tüm araştırmamı kısa bir zaman aralığında anlatabilecek bir haritalama ya da sunum istiyor. kendileriyle temin görüştüm. haklılar. araştırmam çok genişledi. anlamak-anlatmak kolay olmuyor. benim için de gerekli bu özet çabası. ama ben bu çabaya girişmiş durumdayım zaten. ayrıca benim haritam vardı. çalışmadı. freemind'ın versiyonuyla ilgili bir ihmal. ayarlamalıydım. onda da haklılar. zaten daha iyi bir harita yapmış olabilirdim. ama çok içim sıkıldı. ona da özel bir emek harcamak gerekiyor. ben bu kadar işin arasında 1,5 gün ayırdım. hiç fena değil. ama konsantre olmaya çalışırken geçti gitti 1,5 gün. en az bir hafta uğraşmak ve düşünmek lazım. zihnin bir seri işi bırakıp bambaşka bir işe geçmesi kolay olmuyor. oysaki ne hayallerim vardı! bu sefer böyle dataşovlu bir toplantı odasında detaylı bir şekilde herşeyi başından sonuna anlatmayı düşlemiştim. organize olamadım.

bugün internetin de kesileceği tuttu!? ihmalleri telafi de edemedim. cumhurbaşkanının kadrolu jammerları mı yoksa? bunları hesaba katmak gerekliydi. murphy kuralları. tüm bunların üstesinden gelecek vaktim vardı dün. öngöremedim. jürimin önüne az önce koyduğum son raporları abstraktları posterleri onlara önceden göndermiş olabilirdim. tez hocamla geçen ay boyunca buluşmuş olabilirdim. o da haklı.

tüm bunlara rağmen asıl mesele şu oldu bu jüride: sadece yurtdışındaki danışmanlarımı ciddiye alıp buradakileri ihmal ettiğimi düşünen bir jürim var!!? bunda haksızlar. [geldim geleli delft'le temas kurmadım hala. önce bir doktora taslağı hazırlayıp, üniversitelerarası sözleşmeyi bulup inceleyip öyle temas kuracağım. artık geç oldu derlerse de yapacak bişey yok. sürat bu. bir tane kafam var.] nötr değil negatif bir jüri geçirdik. bu tavır esas olarak getirdiğim malzemeden kaynaklanmıyordu. buradaki jürimi ihmal ettiğim doğru. e sebeplerini biraz da kendilerinde aramalılar. yürüttüğüm projeye haksızlık oluyor. jüri ortaya konan işle ilgili eleştiri yapmayı görev edinse daha iyi olurdu. [aslında engellemeseler yeter: "sen bunu yapamazsın, yapma, girişme" [hocam işte yapıyorum farkında değil misiniz?]]. "sen bizim varlığımızı görmezden gelirsen sana doktoranı dar ederiz" dercesine bir tez jürisi yaşadım. rahatsızım. haksızlık yani. niye böyle kişiselleşsin ki? ilk yarım saat sözlerim sürekli negatif yorumlarla kesildi, anlattıklarıma yönelik anlama çabası ancak o dakikalarda başlar gibi oldu... ben anlatamadım onlar da anlattırmadılar. ["biz sana bir tepki vermek istiyoruz" dercesine?] hem bu tavır yüzünden hem hazırlığımın yetersizliği yüzünden anlatacaklarımın yarısını bile anlatamadım. ben de başımı önüme eğiyorum. nefes alıyorum. kendime diyorum ki, haklı oldukları yönleri düşün, savunmaya geçme, alttan al, şimdi gerginlik çıkartırsan bunun kimseye faydası yok...

herkes jürisinde sorun yaşayabiliyormuş. jüri araştırmacıdan ilgi istiyor!? fakat bu jüri değil mi bugüne kadar gönderdiğim hiç bir metni doğru düzgün okumayan? bu jüri değil mi jüri oturumu için ta baharda gönderdiğim metnin bir satırını okumadan bugün oturuma gelen? bu jüri değil mi bugün verdiğim metinleri de okumayacağını açıkça deklare eden? [çeşitli jüri üyeleri "burdan çıkınca benim için artık biter, bi daha bu metinlere bakmam" dediler] e neden bahsediyoruz ki biz o zaman? ben bir yıldır çalışıyorum, bir saatte nasıl anlatayım? [anlatılır anlatılır sen onu öyle bir özetlersin ki, zaten kendin hakim isen anlatabilirsin onu sen, değilsen anlatamazsın işte, evet değilim, nasıl olayım durmadan geliştiriyorum projeyi, çünkü düğmesine basıp çalıştırmadığım sürece size ne kastettiğimi anlatamayacağım, ama düğmesine bastığımda da takdir edeceksiniz biliyorum, metni yazdığımda "hmm demek öyle demek istemişsin" diyeceksiniz, ancak o zaman oturup anlamlı bir konuşma yapabileceğiz, ancak o zaman bana faydanız olacak, yine de ben projenin eşiklerinde ne var ne yok yazıyorum bir güzel, sizlere gönderiyorum, okursunuz belki diye, okumuyosunuz.]

delft'te tez izleme jürisi yok, final jürisi var. tez yapılıyor. ondan sonra taslak metinden itibaren işin içine giriyorlar. daha doğru geliyor bana bu. burda jüri üyelerinden biri yaptığın şeyin doktora olmadığını ilan edebiliyor, iyi de daha ne yaptığımı görmediniz anlamadınız ki. oysa yazılmış taslağı görse hiç öyle düşünmeyecek. ara aşamalarda bu şekilde jüriye çıkmanın geliştirici bir yanı olduğundan emin değilim.

2 yorum:

misafir araştırmacı dedi ki...

tikle ilgili anladığım tek şey şu: tik'e minimumda insanı dahil edip,jüride de tezle ilgili yaptıklarının minimumunu sunmak lazım. yoksa işler çorba oluyor. ama insanın da herşeyi sunası geliyo nedense... bi de sonuçta tikteki insanlar tez jürinde olmak zorunda diye bi koşul yok. belki tikler de final jürinde kimlerin olup kimlerin olmayacağı hakkında fikir vermesi açısından faydalı oluyor. yoksa yapılan işe bi faydası yok... anlatıp rahatlıyorsun gibi bişi gibi geldi bana.

gönülsüz dedi ki...

bizde izleme ile final jürisi aynı akademiklerden terkip ediliyor. esasında izlemelerle ilgili olarak asgari-asgari ilkesine yüzdeyüz katılıyorum. ama bir yerde bir ara ne yaptığımı iyicene anlatmazsam en sonunda "e ben bunu böyle anlamamışım bu olmamış götür bu tezi" diyen çıkar diye korkuyorum. [ki olmaz değil] yani keşke ben de şöyle çağlayanlar gibi ne yaptım ne ettimse anlatabilsem de rahatlasam... onu da yapamadım. kafam çok dağınık galiba... benim ilacım vites düşürmek olabilir.