25 Ekim 2016 Salı

rube goldberg machine

sabır ve sebat dolu çalışmalar.

22 Eylül 2016 Perşembe

vurdu kickstart eyledi

tüm ilk haftalar gibi ruhsal yükü ağır bir haftaydı, atlattık. başlanması memleket, dünya ve evren için pek hayırlı olacak olan her işe başlandı. kurumumuzun çivisi tümüyle yerinden çıkmış, korkarım geri oturmayacak. akademik ailemiz ve öğrenci yığını birarada kapı kanatlarını vura vura uzaya saçılıyoruz... akademik alemde şu an için yerinde ve mutlu kalmaktan başka challenge bulunmamaktadır. ki daha fırtına başlamadı bile.

18 Eylül 2016 Pazar

en ilginç bir dönemin başlangıcı

ne güzel bir yaz idi.

9 Ağustos 2016 Salı

Gönder

Submit, gönder, pasla, ertele. Nihayet bitti. Tüm yılın listesi temizlendi. Doğru, işlerin hepsi de devam edecek. Ama sonra devam edecek. Şimdi en öz hakiki gerçek sahici  sahih konuma dönebilirim.


16 Temmuz 2016 Cumartesi

kaçış planlarının en kıvamlısı

tüm kaygıları, son tahlilde, üzerine yatırmak için, herkese bir nihilist yastık lazım.

24 Haziran 2016 Cuma

en verimli çalışmaların insanı

o sevimsiz deadline'lar takvimle beraber bir bir kanatlanıp gittiler. gerçi aralarında sevimli deadline'lar da bulunduğunu, bunlara tatlı tatlı yetişilebildiğini gördük. keşke işlerin hepsi de o deadline'lara binip uzaklara gitmiş olsalardı. gitmediler. bitmediler. bitmediler. ama azaldılar, çözüldüler, büyük ölçüde yapıldılar.. zoru gitti keyfi kaldı diye düşünülmektedir. çünkü doktora sonrası ben artık umutlu bir araştırmacıyım. zaten en fenası iş değil deadline idi... teraslar ve avlulardan sonra bi parça da deniz kenarlarında çalışmak suretiyle, geçen yoğun ve üretken yılı temize havale etmek mümkün olacaktır. istanbul'un yabancı poyrazına dönmeden önce arada bir parça güney ışığı görmem lazım. ve seneye yepyeni işler, yeni araştırmalar, kulvarlar ve üretimler. hesapladım da, en az iki yıllık "yeni" iş var. eski işler de gerçekte bir türlü bitmeyip sürekli kuyrukta sürükleniyor. umarım eğlenceli, heyecanlı olursunuz yeni işler. canımı sıkarsanız topunuzu bi kenara bırakıp şezlonga demir atarım. kesin.

14 Mayıs 2016 Cumartesi

adak

nicedir bir adağım vardı. şu mimarlık zanaatinden az ya da çok, şöyle üç beş lira bişey elime geçerse, yıllardır büyük bir adanma ile emeklerini kullanımıma sunan şu açık kaynak camiasına sembolik de olsa, tabii kazancım büyük olsa gönül ister ki daha anlamlı miktarlarda, bir mali katkı yapsam... sonuç olarak bunlar da öyle ya da böyle ekonomik bir plan üstünden işleyen, her ne kadar şirketlere verilen bazı hizmetlerden kısmen kazansalar da büyük ölçüde de bağışlarla varlığını sürdüren çekirdek organizasyonlar sayesinde ayakta kalan ve tatlı tatlı ve bazen de sıkıntıyla kullanmaya devam ettiğim, bir anlamda üretmemi sağlayan, üretmemin aracısı olan yazılım ortamlarını geliştirmeyi sürdüren kurum ve topluluklardı.. nihayet bu şansı yakaladığım günden beri de paranın hesabıma aktarılmasını bekliyor idim.. kendim için beklemiyordum, zira benim kazandığım bir şey yok, saygıdeğer meslek kuruluşumuz çoktan haraçlarını kesmişti, ona da, en azından gezi'den sonra, artık bir diyeceğim yok. masrafları da düşünce, camia olarak paraları paylaşmış olduk... sonuç olarak, bir tek açık kaynağın hakkını, hani ödenmez de, sembolik olarak teslim etmek kalmıştı. çok şükür. çok yaşa blender camiası, çok yaşa inkscape emektarları, çok yaşa gimp projesi!

30 Nisan 2016 Cumartesi

mimarlar ve toma

topallamak suretiyle mimarlık yarışmalarıyla ilgili bir toplantıyı takip etmeye gittim. vardığımda farklı yarışmaların birincilerinin sunumlarından oluşan uzun bir seri sona ermişti. tabii kazananların kazananlara zaten bildikleri projeleri sunmasının öneminden ziyade ülkede yarışma alanında faaliyet gösteren belli başlı bir seri mimarın bu toplantıya katılımının sağlanması için böyle bir sunum seti oluşturulduğu anlaşılıyordu.

toplantıda sonraki tematik sunumları yapan ve söz alanlar yarışmalarla ilgili 60 yıldır tekrar tekrar üstlenildiği söylenen bir takım pozisyonları yeniden üstlenmekten sakınmadılar. bunlar arasında fikri arayan, kabulleri sorgulayan ve mimarlık problemini yeniden kurmayı üstlenen önerilerin daha fazla dikkate alınmasını talep ve rica edenler çoğunlukta olmakla beraber şartnameyi verili problem, mimarın işini de bu problemi çözmek olarak gördüğünü vurgulayanlar da yok değildi.

benim dikkatimi ise bunlardan çok şu çekti, hani en tırıvırısından en tekrarlanmaktan bıkılmış olanına kadar, çoğunluğu iyi hazırlanmamış olan sunumların hepsini ilgiyle dinleyen meslektaşlarımız bir tek, sayı ve yazı ile bir tek sunumda salonu boşalttılar. murat çetin'in son derece saygıdeğer roboski müzesi ve küçük armutlu yerinde dönüşüm yarışma süreçleriyle ilgili son derece saygıdeğer ve usturuplu sunumu esnasında tabii az önce verilen arada içilen şarap ve kahveleri boşaltmak, yeni şarap ve kahve ihtiyaçlarını gidermek, önceki sunumların yarattığı sıkıntılardan bir höf kurtulmak için falan, yani falan filan, bir takım sebeplerle, meslektaşlarımız salonu boşalttılar. hani yarışmaya katılmamış olmakta hiç sorun yok da, sunumunu da dinlemek istemediler. salonun tepesindeki ışıklıktan bir toma su akıtmaya başlayacak ya da sokak tarafındaki camların biri kırılıp içeriye biber gazı atılacaktı belki de. çıkmak lazımdı. sonra da kademe kademe geri gelerek salonu yeniden doldurmak... yani düşünüyorum, belki sunum kötüymüş sıkmış falan, suçlayıcıymış falan belki diyeceğim de, son derece düzgün, üslubu iyi bir sunum idi. kimseyi suçlamayan, başkasına sorumluluk yıkmayan, derdini anlatan bir sunum idi. diğer sunumların çoğu suçlayıcı, üslup olarak sıkıntılı, sıkıcı, iyi hazırlanmamış ve içi boş idi de, bu sunum süresini iyi kullanan, anlattığı gerçekten ilginç ve yeni olan az sayıda sunumdan biriydi.

demek istiyorum ki, mimarları ve ortamlarını sevmemek için sebep az mıydı da, az mıydı da, bir yenisi eklendi?

25 Nisan 2016 Pazartesi

Lakonik

Sanıyorum fena sakatlandım. Sıkıntının içinden ürünle çıkmayı planlıyordum ama onun yerine lakonizm üretecine dönüşmem gerekmektedir; Epiktetos usulü. Değil mi ki sarsılmazlık Epiküryen'e olduğundan çok Stoacı'ya yakışıyor >> Gördün mü bak, koptu.

Bir yandan da, koptu ama Epiküryen bir neşe getirdi. Topallayarak gidip geliyorum, sonra da oturup gülüyorum. Bizim bu halimiz ne olacak? Sarsılmaz Epiktetos ve kaygısız Epikuros; biri diğerinden çıkıyor. Dert insana lazım herhalde, iyi geliyor.

19 Nisan 2016 Salı

mhhh

galiba şu an dünyanın en sıkıcı işini yapıyorum. arada neredeyse bayılacak gibi oluyorum sıkılmaktan. bu yaptığım bir işe yarayacak mı? bilinmiyor. ama ilerlemek için bunu yapmak zorundayım. bu dünyanın en sıkıcı işi. işin yarısındayım. bir nefes alıp devam ediyorum. eff.

11 Şubat 2016 Perşembe

yapacak daha iyi bir şey yoksa

en önemli konu çalışmanın hayattaki yerini yeniden düzenlemek ve anlamlandırmak oluyor. çünkü hayat kısa iş uzun, hayat sınırlı projeler uçsuz bucaksız, hayat.. emh.

22 Ocak 2016 Cuma

Huzur

Hakikaten kent insana iki dakka ruh huzuru vermiyor. Üç günlük kent boğuşmacası huzur pillerini tamamen tüketebiliyor. Epikuros görüyor musun bu halleri? Ataraksia'dan vazgeçip aponia'ya sığınıyoruz. Sonra da şöyle uzun uzun bir sağa sola küfredip...


17 Ocak 2016 Pazar

kürkçü dükkanı

döndük dolaştık. ve.