24 Ekim 2014 Cuma

gerçekten de %89 almış

önümüze konan iki büyük şeffaf sandığın dibinde duran demokrasi gösterisini orada öylece bırakıp kampüsteki demokrasi pratiğine gittim. eylemcilerin haklılığı her zamankinden de açıktı ve katılım da iyiydi.. ortada yargı kararları vardı. bu kararları uygulamayan birileri vardı. beri tarafta ise, bu aynı kişiler, içini doldurmayı bile beceremedikleri oy sandığını yakıt niyetine propaganda makinelerine yüklemeyi planlıyorlardı.

dünyadaki bazı şeylerin işleyişi tatsızdı, doğru. bunun da dille ifade edilebilir sebepleri oluyordu, keyfi değildi bunlar yani, doğru. belki de dünya başka türlü olamayacaktı, belki başka bir dünya mümkün değildi. bu içimize işleyen olumsallık havası bizi bir balon gibi şişirmiş göğe salmıştı ama hepsi hava cıvaydı belki? belki dünya çeşit çeşit sistemlerin karmaşık bir entegrasyonu olduğu için başka türlü olmaya da geçemezdi? belki bu hazır bulduğumuz dünyanın mevcut haline dahi şükretmek gerekecekti. sandığa bir tane oy atabildiğin bir günün akşamı buna da şükür diyip yerine oturman gerekiyordu. belki öyleydi ama insan, her şeye rağmen, başka bir dünyayı hemen burda yaşamaya geçenleri düşünmeden de edemiyordu. belki istisna idiler ama gerçektiler işte. tatsızlıklar ne kadar bu dünyaya ait ve kaçınılmaz idiyseler, alternatif yaşam ve çalışma kurguları da bir o kadar bu dünyaya ait ve hatta kaçınılmazdılar. onların nasıl olup işlediğini de daha iyi anlamak gerekiyordu. müstechen bir umutsuzluk dantelinin bir adım ötesi.

22 Ekim 2014 Çarşamba

baygınlık hali

gerçekten de uzun sürüyor... denemeler denemeler... sonra aklıma gelen yeni denemeler.. çok anlamlı olmadığı anlaşılan denemeler.. onların yerine kurgulanan denemeler.. revizyonlar, eklemeler ve her biri için yapılması gereken seri seri denemeler... denemeler derken, deneme setleri.. 1000 deneme süren, 1500 deneme süren, daha hassas ayarlarla 5000 deneme süresinde 100 deneme ya da en iyi ayarlarla aynı aralıkta ve diğerleriyle yanyana kendi çekirdeğini işgal eden 1 adet deneme süren ama işe yaramayan.. yarayan.. şaşırtan, şaşırtmayan, üzen, binlerce deneme, onlarca deneme seti, oturumlar boyu revizyonlar, güneşli koltuklar ve ikindiler boyunca okumalar ve tatlı tatlı kafa yormalar ve yeni çıkışlar aramalar.. ellerin eklemelere ve revizyonlara gittikçe daha zor varması ve bir yandan da bıkmadan usanmadan kendi kendine süren o sabırlı denemeler... sadece destanını yazan yok. bir teknik geliştirmeye çalışan herkesin başına bu geliyordu ise, bize bu işi çocuklukta çok yanlış anlatmışlar.