29 Haziran 2014 Pazar

doktorayla dolu yıllar

üçüncü hocamdan da "tamam" kelimesini duyduktan sonra bir teslim klasörü açtım. muhtemelen daha önce de teslim klasörleri açmıştım. ama o kadar uzun zaman oldu ki emin de değilim. bu sefer gerçekten bitiyor. hissediyorum. 4 vakte kadar mı 5 vakte kadar mı.. bitiyor ama.

19 Haziran 2014 Perşembe

hesap günü

iri damlalı yağmurun tıpırtısının mutfakta kızaran balığın çıtırtısına karıştığı ve yağmurdan gelen serin esintinin ızgaraya doğru geçmeden önce bedeni mutlulukla yaladığı düz bir yaz akşamüstünde o haber gelir. görüşme vakti bildirilmiştir. apansız gelir. o gün hiç gelmeyecekmiş gibi araştırmalarınıza devam ediniz ve yarın apansız gelecekmiş gibi hazırlıklı kalınız. insanın içi bir boşalır ve titrekleşir. kaderin araştırmacı için sakladıkları hep beraber bünyesine boca edilecektir sanki. yağmur sertleştikçe esasında bunun öyle büyük bir an olmadığı anlaşılmaya başlanır. düzeltmeler yapılacak, savunma sathımailine girilecektir.

18 Haziran 2014 Çarşamba

yöneticilik bu değil

ülkenin okumuşları bir yere gitmek istiyor ve oraya doğru ite kaka ilerliyorken, ülkenin eğitimsiz yığınları uzun kavalın büyüsüne kapılmış halde ülkeyi dev ölçekli bir kurumsal çöküşe doğru sakince çekip götürmektelerdi. ve paralel süreçler ülkenin tüm kurumlarında da mikro ölçeklerde gerçekleşmekteydi. bizim orta ölçekli kurumumuzda ise benim gözatabildiğim göstergeler akademiklerin gayretle çalıştıklarını ve hem eğitim, hem araştırma, hem üretkenlikte iyi yolda olduklarını, kurum bileşenleri olarak çıkış, yükseliş, ilerleme, artış, vb. olumlu tabirlerle ifade edilebilecek bir trend yakaladığımızı ve bu trendin son on yılda iyice tutarlı bir hal arzettiğini gösteriyor. fakat yine görüyoruz ki kurum yönetimi bu gidişi kösteklemek için elinden geleni yapıyor. kurum ve bileşenleri birbirleriyle mücadele halinde. söylem düzeyinde herkes daha iyiye gitmenin yolunu kovalıyor. ama esasında yönetimin yönetsel reform pratiği kavrayıştan ve sorunları doğru tespit etmekten uzak. ne fiziksel koşulları ne yönetsel koşulları ne eğitimin sorunlarını ele alıyorlar. daha doğrusu bunların hepsini ele aldıklarını sanıyorlar ama sürekli anlamsız işler yapıyorlar, dua ediyoruz bari işleri daha beter etmesinler diye ama ediyorlar. tepeden inme piramit bekçiliğinden başka hiç bir anlamı olmayan dayatmalar ve rövanşist saldırı ve yıldırı ve mobbinglerle akademik kadronun tadını kaçırmakla ve iş yapma kapasitesini ortadan kaldırmakla meşguller. bu kadar çirkinleşen, gerçek sorunları ve çözümleri tespit etmekten bu kadar uzaklaşan, ve yani bu kadar ne yaptığını bilmez halde bir yönetici yığını görmemiştim doğrusu. tüm bu hengame içinde, seminerler gösterdi ki, öğrenciler kendi yollarını buluyorlar, okuldan almaları gerekeni alıyorlar ve bu kuşaklar "iyi mimarlık"ın peşine düşmüş ve ürünlerde genel bir niteliksel artış var. umarım geçici değildir. yani bu bir harika kuşak değildir de gerçek bir iyileşme vardır umarım. iyi olan bir şey daha, tepeden inmecilik kavrayışsızlıkla birleşince, beklenen tepki ortaya çıktı ve tabii gezi'nin de rüzgarını arkasına alan aşağıdan yukarı bir biraraya gelme, ortak hareket ve tartışma ortamı yaratma arayışı başarılı oldu. geçen bir yıl içinde tasarım grubu tutarlı biçimde biraraya gelmeyi ve dertlerine ortak çözümler aramayı başardı ve buna devam ediyor. çirkinlikler güzellikleri dayatıyor adeta, zira eğitimin her gün artan sorunlarına ve idarenin her gün artan saçmalıklarına aşağıdan, tabandan çözümler geliştirmek ve dayanışmak şart oluyor böyle zamanlarda. ve gelsin pastalar, börekler, kutlamalar.

13 Haziran 2014 Cuma

hocam sen dur ben emekli olayım

şöyle bir baktım da şubat ayından beri yazdığım ama püblish demediğim 13 adet entry olmuş. bazıları biraz sert ve suçlamalı ama yine de çoğu öyle aman aman yayınlanmayacak notlar da değilmiş. işte açık edesim gelmemiş... tabii aklımda evirip çevirip yazmadığım çok şey de var... zira onlar da öyle ya da böyle suçlamalı ve sıkıntılı... ve yani aslında şu anda yeni bir entry girmek de içimden gelmiyor, e ama bu bitirme stüdyosu pek güzel oldu. oldu yani.. süreç de çok keyifliydi. düzünden keyifli bir süreçti. böyle bir durumun ortaya çıkabilmesi için pek çok faktörün birarada iyi işlemesi gerekiyor ve bu bazen gerçekleşiyor işte. en önemlisi de iyi niyetli, hevesli ve hazır bir öğrenci grubu... sonuç: bir sözü olan ve bunu heyecanlı mekanlara ve mimarlıklara taşıyan ve bunu iyi bir düzeyde ifade etmeyi de başaran proje sayısının yüksekliği... beri tarafta daha sınırlı becerileri ve heyecanları olan ama bu sınırları iyi bilen ve o sınırlar içinde üretmeyi ve işi sonuca ulaştırmayı öğrenmiş başka bir seri öğrenci... ve tabii bir kaç üzücü durum ve iş de vardı ki o kadarı da olur diyelim... insan bu bitirme stüdyosuna bakıp bu okulda her şey yolunda gidiyor derdi. ve belki de gidiyordur.

[ama evet, bitirme ödevine gelindiği anda, her bir öğrencinin kendine has bazı temel eksikleri kalmış oluyor ve bitirme ödevinin de 4 ay süren bir sınavdan ziyade bir stüdyo olarak işlemesi gerekiyor. tabii kadro sıkıntıları gereği bunu gerçekleştiremeyeceğimiz için pratikte başka bir çözüm yolu bulmamız gerekiyor ve aslında bu yol mevcut: en azından her ay biraraya gelinen o 2 gün, yani sadece jürinin o büyük 1 günü değil de projelerin teslim edildiği gün de... ve belki en azından çekirdek jüri tarafından, tüm jürinin projeye yönelik toplu tartışma ve eleştirilerine ek olarak, sürecin yönetimine ve her öğrencinin spesifik eksiklerine yönelik daha yoğun iletişim... en azından bu kadarını yapabiliriz.]