27 Aralık 2014 Cumartesi

işimiz


geçen dönemi geride bırakırken, diyeceğim o ki, bu dönem, biz, ne yaptığımızı biliyorduk.. yani "ne sonuç alacağımızı biliyorduk" kısmı daha geride olan, "neye varmaya çalıştığımızı ve oraya nasıl varacağımızı biliyorduk" kısmı önde duran iki parçalı bir bilmek tabii bu..

1. tasarımcı tavrı hattı: mimarlığı tek kelimeyle kavramsal, çok kelimeyle zengin, çok katmanlı, çok yönlü, derinlikli ve çerçevesi her iş için tasarımcı tarafından yeniden kurulmak durumunda olan bir faaliyet olarak ele almak... her işin, belki kısmi denemelerle de başlasa, nihayetinde problemin tüm önemli katmanlarıyla entegre biçimde yüzleşmeyi sağlayacak bütüncül bir öneriyle sonlanması.. bağlamsallığın ve problemi kurma yükünün ve müzakerenin işin özsel bileşenleri olduğunu ağır bir yük de olsa en başlardan tasarımcının bünyesine yedirmeye başlamak...

2. hassasiyet / derinlik / kavrayış hattı: gerekli hassasiyeti ve bakış derinliğini yakalama yolunda bir başlangıç için a) mimarlığı (tekil bina ölçeğinde gezmeye değer binalar gezmek ve çalışmak), ama onun yanında b) kenti, kasabayı, doğal alanları, insanların ve insandışı canlıların yaşantısını, bunların sistemik bütünlüğünü.. özetle, mimarlığın 'çevre'sine dair herşeyi anlama ve anlatma çalışmaları okumalar ve gezmeler boyunca döneme yayıldı.. bina gezdik ve kentsel bağlamda iş ürettik.. bir cümlede, tekil yapıların içinde yer aldığı bağlamların hem fiziksel hem yaşamsal hem sistemik yönlerini birarada anlayıp müzakere etme alışkanlığını yerleştirmek... c) bunlara ek olarak mimarlık ve tasarım kültürüne bir takım sondajlar, girişler..

3. anlatım teknikleri hattı: bunu hem yanda akan ek bir hat olarak hem de doğrudan işlerin içinde çalıştık.. bir teknik anlatım çalışıyorsak o yürüttüğümüz bir ana işin içinde daha zengin bir anlatımın altlığı oluyordu.. yaşamı olmayan çizim işi anlatmak için yeterli olmuyordu mesela.. ya da hareketi, ölçeği, yaşamı ya da bedensel programı bütünlüğünde anlamak üzere bir çizime süperpoze edilmeden fotoğraflardan insan konturu çizmek bir teslim/sunum malzemesi haline gelmiyordu.. ya da bir aksonometrik, üzerine problemin bileşenleri kolajlanmadan derdimizi anlatır hale gelmiyordu.. tümüyle el çizimiyle devam ettik, çünkü önce ifadeyi yaptığın anda görerek, kağıda koyduğun çizginin, yapıştırdığın kağıdın, eklediğin rengin etkisini birebir görerek başlayıp hakimiyet kazanmak ve her şeyden önce meselenin, kalemini eline alıp, ya da hangi aracı kullanıyorsan onu alıp, kurduğun probleme ve onunla etkileşim içinde gelişen ürüne dair anlatılacak herşeyi anlatmak, görmek, kaydetmek ve geliştirmek olduğunu kavramak...

4. tuhaf biçimde, geleneksel olarak temel tasarıma atfedilen veya temel tasarım dersinden akan yaklaşım ve araçları da, ama kendi yaklaşımımız içinde, araçsallaştırmayı başardık.. düzenlerde, örüntü yorumlarında, şehir gözlemcisinin kolajlarında, gezi charette'inin farklar maketinde vd. her işte biçim, düzen ve anlatım araçlarını ana işin mekan üretim ve ifade faaliyetine katkı yapmak üzere bol bol denemeler yaparak çalıştık.. basit ortogonal düzen dediğimizde bu bir kottan başlayıp bir kota çıkan ve bir kotta alanı terkeden bir dolaşımı hem kenarındaki/dışındaki hem içindeki ve üstündeki mekanları aynı anda tarifleyen ölçekli bir çalışma olmak durumundaydı ve düzenin ne olduğunu yorumlamak öğrencinin işiydi.. eksiltilmiş de olsa kapsamlı ve yoruma tam olarak açık bir mimarlık problemi yani.. bir temel tasarım egzersizi değil.. ama bu denemeler de karşımıza alacağımız tam teşekküllü mimarlık probleminin anlaşılması için ancak kısmi faydası olan denemelerdi.. bu tip denemelerden bir serisini ve tekrar tekrar ve geliştirip tartışarak yürütme sebebimiz, mesela gerçek bir kentsel bağlamdaki bir geçiş ve deneyim mekanını tasarlamaya hazırlanmak oluyordu ki bu, bağlamı, kavramsal kurguyu ve oluşan mekanı önermeyi, geliştirmeyi, üretmeyi ve ifade etmeyi gerektiren zorlu bir işti.. mimarlık o zor işti ve onu karşımıza alabilmek için araştırmamızı stratejik bir bakışla kurgulamamız ve eksikleri tamamlamamızı sağlayacak araştırma araçlarını da geliştirmemiz gerekiyordu..

5. o yüzden, tüm işlerimiz karmaşık biçimde yapılandırılmıştı.. hele de açık uçlu başlanırsa, yani adım adım ne yapılacağı ve nereye varılacağı en baştan bilinmiyorsa bu tip işlere doyum olmuyor.. öğrenci açısından da bir işin başından sonuna, gidişatı takip eden bir stratejik bakış üzerinden ve bazen anlık müdahaleler kullanılarak kurgulanan ucu açık bir araştırma olduğu hissini yerleştirme potansiyeli var böyle işlerin.. yani mesele sürpriz 'twist'lerde, ya da sürpriz hissinin kendisinde değil de, işlerin eklemlenmesinin işin gelişimi ve zorluklarıyla stratejik bağlantılarında gibi geliyor bana.. o işin karmaşık derinlerine doğru düşünmeye giden kapıyı açıyor.. bir iş bir noktada bir amaçla başlıyor ve süreçte eksikleri tamamlıyorsun, gerekli becerileri ve biçimsel araçları bir bir yerine koymaya çalışıyorsun, bir yerinde problemi bütününde cepheden karşına alıp bütüncül öneriler getirmeye çalışıyorsun, öğrendiklerini vereceğin cevabın aracı haline getirmeye ve işin tüm yönlerini böyle adım adım işin içine katıp araştırma sürecini yapılandırmaya çalışıyorsun.. öyle işlerin öğretici yönü çok fazla, işi sadeleştirmiyorsun aksine olması gerektiği biçimde bütüncül halde ele almaya çalışıyorsun, orda yeralması gereken her şeyi işin içine katmaya çalışmak gerektiği hissini yerleştirmeye çalışıyorsun.. "orası da ihmal ediliversin, bunu da düşünme, sen daha küçüksün" demiyorsun da, tam tersi, "sen bunu derinliği içinde çalışmaya başla ve ileride daha da iyi başaracaksın" demeye çalışıyorsun.. ve bu iyi işliyor. ürünler mükemmel olmayabilir, zaten iş zenginleştikçe öğrenciler grafikteki dar bir başarı alanına yığılmayı kesiyor ve daha geniş bir aralığa dağılıyorlar.. böyle işler en becerikli, hazır ve üretken öğrencileri bile zorluyor ki bu iyi bir şey, zorlanmadan gelişme olmuyor. herkes günbegün gelişiyor. hele onu görmek hakikaten çok değerli.. günbegün nasıl geliştiklerini izliyorsun.. öğrenci de yapılan işe inanıyor, çünkü karşısına aldığı durumun saygıdeğer, zengin ve zor bir iş olduğunu ama çalışınca da bir şekilde üstesinden geldiğini görüyor..

galiba 4 yıl önce ortanca'da da asıl iyi ve ayırıcı olan böyle bir şeylerdi.. oradaki tüm işler bu türdendi...

Hiç yorum yok: